İçeriğe geç

Cast Ajansları

Çok utangacım, kamera karşısında oynayabilir miyim?

3 dk okuma

Makyaj odasında ellerini ovuşturan genç oyuncu, arka planda ışığı ayarlayan ekip üyesi.
İçindekiler
  1. Ben de sınıfta parmak kaldıramayan çocuktum
  2. Utangaç oyuncu olmak bir çelişki mi?
  3. İlk setimde ellerim titriyordu
  4. Çekingenliği aşmak için bana iyi gelenler
  5. Başvurmak bile cesaret istiyor, biliyorum

Evet, oynayabilirsin. Bunu kendime de yıllarca sordum, çünkü ben kalabalık bir masada garsona sipariş vermeye bile utanan biriydim. Şimdi reklamlarda oynuyorum ve sana şunu söyleyebilirim: utangaç oyuncu olmak düşündüğün kadar tuhaf bir şey değil. Utangaçlık seni kameradan uzak tutmuyor, sadece başlangıcı biraz daha zorlaştırıyor.

Ben de sınıfta parmak kaldıramayan çocuktum

Lisede sözlüye kalkacağım gün karnım ağrırdı. Cevabı bilsem bile sesim titrerdi, yüzüm kızarırdı, arkadaşlarım da bunu fark ederdi. Kimse bana "sen oyuncu olursun" demedi. Ben de kendime demedim. Ama film izlerken hep aynı şeyi düşünürdüm: bu insanlar nasıl bu kadar rahat?

Sonradan öğrendim ki o rahatlığın çoğu doğuştan gelmiyor. Tekrarın, hazırlığın ve bir sürü kötü denemenin üstüne kuruluyor. Tanıştığım oyuncuların bir kısmı da benim gibi içine kapanık. Sette sessiz duran, mola verilince köşeye çekilip kulaklığını takan insanlar. Kamera çalışınca başka biri oluyorlar.

Utangaç oyuncu olmak bir çelişki mi?

Bence değil. Utangaç insanlar genelde iyi gözlemcidir. Ben yıllarca konuşmak yerine insanları izledim; birinin sinirlenince nasıl çenesini sıktığını, mahcup olunca nasıl gözünü kaçırdığını. Bunlar şimdi oynarken kullandığım şeyler.

Bir de şu var: kamera karşısında sen "sen" değilsin. Bir karakterin var, bir replik var, bazen hiç replik yok, sadece bir bakış. Kendini anlatmak zorunda değilsin. Benim için bu büyük bir rahatlama oldu. Bir partide kendimi tanıtmak hâlâ zor geliyor ama bir reklamda mutfakta çay demleyen genç bir kızı oynamak zor gelmiyor, çünkü o ben değilim.

Utangaçlıkla sahne korkusunu da ayırmak lazım. İkisi sık sık birlikte gelir ama aynı şey değildir. Sahne korkusu çalıştıkça azalır. Utangaçlık ise kişiliğinin bir parçası olarak kalabilir ve bunda hiçbir sorun yok.

İlk setimde ellerim titriyordu

İlk işim bir içecek reklamında arka planda oturan bir genç rolüydü. Tek yapmam gereken masada gülerek arkadaşımla sohbet ediyormuş gibi görünmekti. Kulağa kolay geliyor, değil mi? Etrafımda kalabalık bir ekip vardı (ışıkçılar, kamera ekibi, yönetmen, müşteri tarafından gelenler). Hepsi bana bakıyormuş gibi hissediyordum.

İlk iki çekimde yanlış yere baktım. Üçüncüde gülüşüm fazla yapmacık oldu. Yönetmen yanıma geldi, bağırmadı, sadece "kameraya değil, arkadaşına odaklan" dedi. O cümleyi hiç unutmadım. Dördüncü çekimde oldu.

Orada şunu anladım: sette kimse seni yargılamak için beklemiyor. Herkes kendi işine bakıyor. Işıkçı ışığa, sesçi sese. Senin titreyen ellerin kimsenin gündeminde değil. Bu düşünce beni hâlâ sakinleştiriyor.

Çekingenliği aşmak için bana iyi gelenler

Sihirli bir yöntem yok ama benim işime yarayan birkaç şey oldu:

  • Telefonla kendimi çekmek. Önce izlemeye bile katlanamadım. Zamanla kendi yüzüme alıştım, bu da sette kameraya alışmayı kolaylaştırdı.
  • Kısa bir oyunculuk atölyesine gitmek. Doğaçlama egzersizleri ilk hafta beni perişan etti, ama bir grubun önünde komik duruma düşmekten korkmamayı orada öğrendim.
  • Nefes. Çekim öncesi yavaş ve derin nefes almak titremeyi azaltıyor. Basit ama işe yarıyor.
  • Hazırlıklı gitmek. Kostüm notunu, adresi, saati önceden kontrol etmek kaygının yarısını alıyor.
  • Küçük rollerle başlamak. Figüranlık ya da repliksiz reklam rolleri, setin nasıl işlediğini baskı altında kalmadan görmeni sağlıyor.

Bunların hiçbiri beni bir gecede rahatlatmadı. Ama her set bir öncekinden biraz daha az korkutucuydu.

Başvurmak bile cesaret istiyor, biliyorum

Bence en zor kısım ilk başvuru. Fotoğraf çekmek, kendini bir forma yazmak, "ya beni beğenmezlerse" diye düşünmek. Ben formu üç kez açıp kapattım.

Aslında istenenler basit: adın, telefonun, e-postan, doğum tarihin, şehrin, boyun, kilon, göz, ten ve saç rengin, bir de yakın yüz ve boy fotoğrafların. Filtresiz ve güncel olsun yeter, profesyonel çekim şart değil. 18 yaşından küçüksen başvuruyu velin yapıyor. Oyuncu Ajansım üzerinden başvuru formunu birkaç dakikada doldurabilirsin. Sonrasında bir editör WhatsApp'tan yazıyor ve uygun projeler çıktıkça seni değerlendiriyor.

Şunu da dürüstçe söyleyeyim: başvurmak rol almak demek değil. Ben ilk işime çağrılana kadar epey bekledim ve bazı projelere seçilmedim. Bunun utangaçlığımla ilgisi yoktu; o projenin aradığı yüz ben değildim, o kadar.

Utangaç oyuncu olmak için önce utangaçlığından kurtulman gerekmiyor. Onunla birlikte de ilerleyebilirsin. Bir gün sette "kamera, motor" sesini duyduğunda ellerin yine titreyebilir. Benimkiler hâlâ biraz titriyor. Ama artık bunun beni durdurmasına izin vermiyorum.

Sık sorulanlar

Utangaç biri seçmelerde dezavantajlı olur mu?

Her zaman değil. Seçmelerde genelde rolün aradığı görünüm ve kameradaki doğallık önemlidir, odadaki en konuşkan kişi olmak değil. Kısa bir tanıtım cümlesini önceden hazırlamak, girişteki gerginliği epey azaltır.

Hiç oyunculuk eğitimi almadan reklamlarda oynayabilir miyim?

Birçok reklam rolü, özellikle repliksiz ve arka plan rolleri, eğitim şartı aramaz. Yine de kısa bir atölye ya da evde kamera önünde pratik yapmak, setteki ilk günlerini çok daha rahat geçirmeni sağlar.

Sette panik olursam ne yapmalıyım?

Yanındaki asistana ya da yönetmen yardımcısına kısa bir ara isteyebilirsin; bu sette sık yaşanan bir şey. Birkaç derin nefes almak ve sana verilen tek bir göreve odaklanmak genelde yeterli olur.

Benzer yazılar

Tümü